Aşk Mı Dediniz? Bence Mor Bir Fil ya da Siyah Bir Kedi…

Ukalalık etmek istemem ama söylemek istediğim bir şey var. Uçmayalım Sayın Okur!

Aşka dair hayaller kurarken mantık sınırlarını aşmamaya çalışalım… Kendimizi olmayacak şeylere inandırıp, hayal kırıklıklarına uğramayalım.

Çocukken gerçekmiş gibi dinlediğimiz aşk masalları çocukluğumuzda kaldı unutmayalım. Üstelik o masallar bile koca bir mantık hatasıydı. Yaş kemale erince gördük ki hiçbirimiz pamuktan prenses değiliz, üstelik öptüğümüz kurbağalar da prense dönüşmüyor. Çocukluğumuzun mutlu sonla biten peri masallarından elimizde kurbağa koleksiyonları kaldı üzgünüm. Çoğumuz yaşayarak öğrenmedik mi gökten 3 elma düşen masalların hiç var olmadığını? Ve bu yüzden kızıp delirmedik mi, kızarıp, bozarmadık mı? Hatta o düşen elmaların eski sevgilimizin kafasına denk gelmesini istemedik mi? Yani gerçek hayattaki aşk, masallardaki aşk değil, üzülerek itiraf etmedik mi kendimize? 

Aşk yaşanacaksa böyle yaşansın dediğin filmlerdeki o aşklar da hiç var olmadı üstelik! Gülşen Bubikoğlu’nun Tarık Akan’ı kapısında sabahlarken bulduğu eski Türk filmlerindeki gibi…

O boş kaldırımlarda bir tek kediler volta atıyor evlerimizin önünde bilesin. Anlayacağın; Yeşilçam aşkları senaryolarda kaldı, eski çamlar bardak oldu sayın okur!

Hatırlatmak istemem ama ayıla bayıla izlediğin Edward bile vampirdi. Teknik olarak insan geni taşımıyordu yani. O yüzden o kadar mükemmel bir erkekti. Ve o yüzden o aşk bize o kadar mükemmel geldi. İki insan arasında yaşanmadığı için…

Biliyorum ki içindeki Pollyanna şu anda bana biraz kızgın. Çünkü duymak istedikleri bunlar değil. Ama aşka dair bu kadar gerçekçiliğe rağmen, her şey göründüğü kadar da kötü değil hani.

Mesela aşk yok değil tabi ki var, sadece aşk bize inandırılan şey değil. Aşk onun daha konsantresi, daha çabuk tüketileni, daha kolay harcananı… Yaşarken bitmez sanılanı, bitince şaşıp kalınanı…

O yüzden sana aşka inanma diyemem inanmalısın, mucizelere ve tesadüflere de öyle. Çünkü aşk mucizeleri sever. Sadece tesadüflerle gelen o mucize gibi aşkın, aslında sandığın şey olmadığını bil yeter!

Sen hiç kırılmamış kalp gördün mü? Sen hiç ilk günkü tazeliğinde yaşanan ilişki gördün mü?

Sen hiç bitmeyen aşk gördün mü? Peki ya sen hiç uçan mor bir fil gördün mü? Göremezsin hem de hiçbirini…

Aslında düşündüm de belki bir fili mora boyayıp uçurabilirsin bile, asıl imkansız olan ölümsüz aşk…

Romeo & Juliet; onlar bile öldüler… Ama sen hala inatla o imkansız aşkı arıyorsan, o zaman sana kolay gelsin sayın okur.

Ve her şeye inat ben o aşkı arayıp bulacağım diyorsan eğer, o zaman sana Confucius’tan güzel bir cevabım var.

“Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah kedi yoksa… “

Yorum bırakın

Filed under Genel

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s