EGOsantrik Ayrılık Durumları

Terk edilmeye dair biz kadınmilletinin neden hep klişe senaryoları ve çok bilindik beklentileri vardır? Bir ayrılık yaşandığında bizim bu ayrılıkla ve ayrılanla içten içe kişiselleştirdiğimiz ve kendimize yediremediğimiz meselemiz nedir hanımlar?

Bence cevap basit hem de çok…

Ayrılığa dair kırılan kalbimizden daha çok bizi mahveden şey yerle bir olan Ego’muz aslında.

Kim ne derse desin ve kim çıkıp aksini ispat etmeye çalışırsa çalışsın olay sadece bundan ibaret!

Çünkü ego asla böyle bir duruma düştüğüne inanmak istemez. O şımartılmak ister, pohpohlanmak ister, naz yapıp, önemsenmek ister. Ondan kimse ayrılamaz ya da çekip gidemez.
Çünkü o değerlidir hem de çok! İşte bu yüzden gidenin bizden öyle kolay gidememesini, bir gün arayıp özür dilemesini hatta bizi terk ettiyse pişman olup dönmesini ister.

Peki ama neden? Neden arayan hep erkek tarafı olmalı, neden sürünmeli ve neden hep çok pişman olan onlar olmalı? Çünkü terk edilerek yıkılan ego’muz kendini ancak öyle tamir edebilir.

Bir tane’yken, hiç tane olmanın acısına ancak böyle durum senaryolarıyla su serpilebilir.

Ama gerçek hiçbir zaman düşünülen gibi de değildir!

Giden belki zil takıp gitmez ama çoğu zaman da istediğimiz gibi sürüm sürüm sürünmez.

Sadece şartlar öyle gerektirir, bir şeyler biter ve o gider ama biz egomuz yüzünden bunu göremeyiz, kabullenemeyiz.

Bu kırılan kalbimizden çok kırılan egomuzun bize bir oyunudur kaderin değil!

Giden bize dönmelidir, sadece bizce değil etrafımızdakilerce de!

“O sana dönecek”, “Çok pişman olacak”, “Seni arayacak”, “Özür dileyecek”

İyi ama ya bunların hiçbiri olmazsa?

İşte o zaman kahretsinler gelir, lanet olsunlar hatta boyu devrilsinler gelir.

Neden? Çünkü adam gitti.

Neden? Çünkü adam bizi terk etti.

Ya da biz ayrıldık ve hayatına devam etti.

Peki ama bitmiş ya da bitmeye yüz tutmuş bir şey için bu kadar düşünmeye, üzülüp kırılmaya, bozulup kafa yormaya değer mi?

Değdi mi?

Hasar gören egomuz bize yanlış sinyaller verirken ve biz intikam yeminleri ederken böylesi vakit kaybetmeye değdi mi gerçekten?

Ne zaman daha az üzülürüz biliyor musunuz?

Karşımızdakini daha az sevdiğimizde, daha az güvendiğimizde ya da bir ilişkide her an her şey olabilir fikriyle yaşamaya başladığımızda değil!

Biz ancak giden insanın ardından hiçbir şey beklememeyi öğrenip yolumuza hızla devam ettiğimizde, ah etmeyi bırakıp gidene hoşça kal diyebildiğimizde, bir daha ardımıza bakmamayı öğrenebildiğimizde…

…Ayrılığında hayata dair olduğunu çabucak kabul edip egomuzu bir kenara koyabildiğimizde
Adam oluruz!

İşte asıl o zaman Ego’muzu yeneriz.

Ve aslında işte o zaman Ego’muz tavan yapar!

Yorum bırakın

Filed under Genel

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s